Başlık
 Yazının YolculuğuOkunma: 0
Yazının Yolculuğu

02.Projenin yapılış amacı

Türk islam sanatlarının en başta gelen branşlarından hüsnü hat ülkemizde olduğu gibi uluslararası plartformlarda da dikkatleri çekmişti.Usta ellerin birikimlerini ve yetiştirdikleri öğrencilerle birlikte sanatımız dünyada en iyi şekliyle tanıtılıp projenin ilk ayağı olarak Birleşik Arap Emirliklerinden DUBAI düşünülmüştü.Bu manada sanatımızın, sanatçılarımızın uluslararası plartformda tanıtılmaları ülkemiz için de yapılan büyük bir yatırım olacaktır.

İslam sanatlarının yeni nesiller tarafından keşfedilmesini sağlamak, mirasımıza sahip çıkmak amaçları ile düzenlenen"Geleneksel ve Modern Sanatların Buluşması" Sergisi ile hizmeti burada yapacağımız büyük organizasyonlarla birlikte yurt dışında da sergilemelerin sanatçı ve sanatseverleri bir araya getirmek projenin en önemli basamaklarındandır. Ulusal ve Uluslararası platformlarda buluşan sanatseverler için yeni bir buluşma noktası olmasındaki ilk basamağı olan "Sanat Yolculuğu Organizasyonu" uluslararası öğrencilerin de bizim usta ellerimizle yetişmesine imkanlar sağlayacaktır...

Türk İslam Kültürünün dünyaya açılan penceresi olarak düşünülmüş olan bu sergi ile bir adım atılarak kültür, tarihsel etkileşim, hüsnü hat konusunda duayen isimlerin eşliğinde sanatsal olguların anlatımı sağlanacaktır.

03.Hüsnü Hat sanatının tanıtımı

Hat sözlükte "ince,uzun doğru yol, birçok noktanın birleşerek sıralanmasından oluşan çizgi, satır veya yazı" gibi anlamlarla karşılık gelen Arapça kökenli bir sözcüktür. Bu kelime özellikle İslam kültüründe, yazı ve güzel yazı(hüsnü'lhat, alhattu'lhasen) anlamalarında da kullanılmıştır.

Hüsn-i hat; estetik ve geometrik kurallara bağlı kalarak, güzel yazı yazma sanatıdır. Ancak, genellikle İslam dinine has kutsal metinlerin yazımı için kullanılan bir tabirdir. Dinsel metinleri güzel yazma ve bunu öğretme yetkinliğine sahip sanatçıya hattat, bu sanata da hattatlık/Hüsn-i Hat denilmiştir. Hat, sözün baya ruhta gelişen fikir ve duguların yazı aracılığı ile resmedilmesidir. Büyük matematikçi Öklid'in bir sözü bu fikri çok net ifade etmektedir:"Hat, her ne kadar maddi aletlerle meydana gelirse de o, ruha ait bir hendesedir."

Hat sanatı; İslam'ın ilk dönemlerinden beri sürekli bir gelişim göstermiştir.Modern çağda geldiği noktadaki soyut anlatım gücü öylesine bir sanat düzeyine yükselmiştir ki; ünlü ressam Pablo Picasso, bir gün usta bir hattatın bir istifi karşısında "işte resim" diyerek, hayranlığını ifade etmiştir. Çünkü karşısında özgün ve somut figür etkileşiminden uzak, salt estetiğin ipucunu görmüştür.

Hat sanatında temel olarak altı çeşit yazı stili vardır."Aklam-ı Sitte" veya "Şeşkalem" denen bu stiller; "Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhani, Tevki ve Rika"dır. Yazıda yazı anatomik kuralların çizdiği sınırlarla ortaya çıkan bu stillerin mimarı Abbasi veziri İbn-i Mukle(886-940) olarak bilinse de, kendisinden bir eser elimize ulaşmamıştır. Ali B. Hilal (ölümü 1031), Mukle'nin özellikle eliflerinden etkilenerek, daha canlı ve kıvrak bir stil geliştirmiş, kendisinden sonraki hattatları üçyüz yıl boyunca etkilemiştir. Genel kanıya göre, Şeşkalem veya Aklam-ı Sitte'nin gerçek yaratıcısı olan 13. yüzyıl hattatı ünlü Yakut el Mustasımi'dir (ölümü 1298). O dönemlerde Anadolu'da kök salmaya başlamış olan Türk boylarında da sanat önemli yer tutmaya başlamış ve bu gelişimin meyveleri Fatih Sultan Mehmet devrinin büyük ustası Amasyalı Şeyh Hamdullah'ın çalışmalarıyla devşirilmiştir.Aklam-ı Sitten'nin rötuşlanarak, yeni sanatsal prensiplerin edinmesini Şeyh Hamdullah'a ve tabii onu destekleyen Fatih liderliğindeki ve özellikle sonrasında II.Bayazıd Osmanlı Sarayı'nın sanat politikasına borçluyuz. Fatih'ten sonra tahta geçen II.Bayazid, eskiden beri irtibatta olduğu, hatta meşk ettiği hocası Şeyh Hamdullah'ı İstanbul'a çağırarak, hazineden Yakut yazıları üzerinde çalışmasına olanak sağlamıştır. Yazıya Osmanlı karakterlerinin kazandırılmasında bu çalışmalar en büyük paya sahiptir. Aklam-ı Sitte'de Şeyh Hamdullah'dan sonraki en büyük atılım Hafız Osman Eyyubi'den yazı meşk eden Hafız Osman Efendi, Şeyh Hamdullah'ın üslubunu derinlemesine Öğrenebilmek için Nefes zade İsmail Efendi'den(ölümü 1678) de dersler aldı. Hocalarının vefatından sonra kendi üslubunu ortaya koyarak sanatını gittikçe geliştirmiştir.

Hafız Osman'la Türk yazı üslubunu yeni bir yükseliş devrine girmiştir. Zamanın bütün hattatları ondan ders alıp onun yazı sanatını benimsemiştir. Sultan III.Ahmet ve Sultan II.Mustafa da onun öğrencileri arasındadır. Taş basmasıyla çoğaltılan Kuran'larla Hafız Osman'ın şöhreti bugün Uzakdoğu ülkelerine kadar bütün İslam coğrafyasına yayılmıştır. Sonrasında Mustafa Rakım ve Mehmet Esat Yesari, Kadı asker (Kazasker) Mustafa İzzet Efendi, İsmail Hakkı Altunbezer, Kamil Akdik, Neyzen Emin Yazıcı, Necmeddin Okyay, Mustafa Halim Özyazıcı, Macit Ayral, Rakım Efendi ,Sami Efendi, Kemal Batanay, Hamit Aytaç, Emin Barın, Sadi Belger gelmiş geçmiş en büyük hattatlarımız arasında sayılabilirler. Günümüz sanatçıları, bu isimlerden veya onların talebelerinden icazet alarak gelmişler ve bayrağı hakkıyla taşımaktadırlar. Aklam-ı Sitenin dışında kullanılan diğer yazı türleri "Küfi,Rıka,Divani,Siyakat" türleridir.
 




Copyright © 2014 Birimza Sanat ve Organizasyon Tüm hakları saklıdır.  

Türkçe